BUGÜN…

Yorgun uyandım bugün. Son birkaç gündür bedenim, düşüncelerim kadar canlı değil. Bir sürü şey düşünüyorum, bir dolu plan yapıyorum. Ama elimde değil… Yorgun hissediyorum kendimi. İsteksizim… Harekete geçemiyorum…
Harekete geçemediğim için hissettiğim suçluluk duygusu, yerini boşvermişliğe bıraktı bugün.
Öğlen oldu… Üzerimde hala sabahlığım var. Üçüncü kahvemi içiyorum, bana mısın demedi!
Sindirilecek çok fazla haber, çok fazla yeni şey var. Her şey çok hızlı değişti… Herkes çok hızlı değişti… Ya da ben değiştim… Galiba ben değiştim…
Üzgün değilim… Ama hala biraz şaşkınlık var. Sadece alışmam lazım. İstediğim buydu sonuçta…
Şimşekler kapladı tüm gökyüzünü… Gök gürültüsü çok kuvvetli… Yağmur damlaları kocaman… Her biri sanki tek tek tenime düşüyor.
Tophane’de gündüz fenerlerinin üzerine yağmur yağıyor. Arkasında Karaköy. Aradan deniz görünürdü. Bugün görünmüyor…
Kalkıp manzaramın videosunu çekmekle bu yazıyı yazmaya devam etmek arasında kararsızım. Işık çekim yapmak için iyi değil gibi. Baya baya gün ortasında karardı hava. Yazmaya devam etmek en iyisi…
Zaten son yaptığım kahveyi de yanlış fincana koymuşum. Kulpu yok. Tutamıyorum. İçmek için biraz soğumasını beklemem lazım…
Belki de bu yüzdendir harekete geçememem. Bazen biraz soğuması gerekiyordur olan bitenin…
Sanki kış mevsiminde bir pazar günü gibi değil mi bugün? Tam battaniyenin altında akşama kadar dizi izlemelik. Oysa Haziran ortası ve cuma. Anlaşılan ben bütün gün sabahlığımla bu koltuktayım…
Bugünü de böyle soğutayım. Yarın kahveyi kulplu fincana koyarım…
Müzik önerisi: Yarına Allah Kerim – Bergüzar Korel (Aykut Gürel Presents Bergüzar Korel 2)
19 Haziran, 2020
zeynep özyılmazel 