zeynep özyılmazel

Arşivler

 Merhaba Canım Zeynep, Uzun zamandır mektup yazmıyordum sana. Bugün içinin hafif buruk olduğunu görüyorum. Aslında senin de farkında olduğun çok önemli bir şeyi bir de ben hatırlatmak istedim sana… Bazen içinden, uzun zamandır yalnız olduğun için, “Hayatıma yeniden birini almakta zorlanır mıyım acaba?” diye düşünüyorsun. Çok haklısın böyle düşünmekte. Alıştın çünkü iyice kendi düzenine. Anlıyorum seni. İlk bakışta da zor olacakmış gibi duruyor, doğru.  Ama eğer düşünürsen, bunun tam tersinin geçerli olduğunu… Devamını oku

Her insan diğerlerinden farklı bir özellikle gelir dünyaya. Farklı bir yetenekle. Elbette bazı konularda benzerlik gösteririz birbirimize ama özümüzde hepimiz birbirimizden farklıyız. Her birimiz biriciğiz.  İşte bu farkımızı bulma, kendi yeteneğimizi keşfetme yolculuğu yaşam. Kimimiz için daha kolay, kimimiz için de oldukça zorlu bir yolculuk.  Kendimizi farkedene, kendi yolumuzu bulana kadar çevremizden aldığımız destek altın değerinde. Çocuğu iyi gözlemleyen, onun eğilimlerini farkederek doğru tarafa yönlendiren anne, baba ya da öğretmen örneğin. O… Devamını oku

Birkaç gün önce ünlü bir anne (yazının yazılış sebebine ters düşeceğini düşündüğüm için isim kullanmıyorum) kızının regl oluşunu kutlayan bir yazı paylaştı sosyal medyada. Öncelikle, bunu tüm iyi niyetiyle yaptığına gönülden inandığımı söylemek isterim.  Hepsini okumadım ama anladığım kadarıyla bu konuda oldukça fazla yorum yapılmış. Destekleyenler var elbette ancak yorumlar daha çok bu paylaşımı yapmanın bir nevi “ahlaksızlık” olduğu üzerine. Asıl söylemek istediğime geçmeden önce konunun bu yönüyle ilgili düşüncelerimi dile getirmek… Devamını oku

Bir önceki yazımda bakış açımızı değiştirmenin, sahip olduklarımıza, hayatımızdaki güzelliklere odaklanmanın özellikle bugünlerde olumlu yönde bizlere yardımcı olacağından bahsetmiştim. Şimdi de sizlere bunun için kendi uyguladığım bir yöntemden bahsetmek istiyorum: “Mutluluk Defteri”nden… Tam da geçen sene, bu zamanlardı. Hayatımın bambaşka bir yöne doğru gittiğini zannederken birdenbire hiç ummadığım şeyler oldu. Hayatımı, kelimenin tam da anlamıyla, en baştan kurmam gerekti. Yepyeni bir semtte, yepyeni bir eve taşınmış, çatal bıçağıma kadar en baştan almam… Devamını oku

Hiçbir şey biriktirmem ben. Okuduğum kitapları da. Veririm. Okurum ve veririm. Başkasının da benim okurken çıktığım yolculuğa çıkmasına vesile olmayı severim. Ama bazı kitaplar var, onlar ömürlük. Altı çizili cümlelerle, kenarı kıvrılmış sayfalarla dolu. Bazısına dönüp dönüp bakıyorum, bazısına da her an bakabilirim. Ya da bakmam. Ama kütüphanemde durmasını seviyorum. Bir kitap var mesela, 10 sene olmuştur alalı. Tavsiye üzerine. Henüz kapağını açmamıştım birkaç gün öncesine dek. Ama verememişim de işte bir… Devamını oku

Beni özlemişsin, sesinden anladım… Telefonu coşkuyla açışından anladım… Ben senin nasıl olduğunu, bunca zamandır neler yaptığını öğrenmeye çalışırken lafı bana çevirişinden, “Sen nasılsın asıl?” diye soruşundan anladım. “Yakındayım” deyince tereddüt etmemenden, “Gel!” demenden, sevincinden anladım. Beni kapıda gördüğünde yüzünün aydınlanmasından, gözlerinin içinden anladım. Beni saran kollarından, saçlarımda gezinen ellerinden, konuşmanın medolisinden, konuşamadığımız anlardan, uzun uzun ve de gülümseyerek beni seyretmenden anladım. Bir türlü veda edemeyişinden, gözden kaybolana kadar ardımdan bakışından anladım… Ben… Devamını oku

Biliyor musun, sakinleştim ben. Eskisi gibi hırçın değilim. Biraz hep kendimi korumam gerektiğinden ya da korumam gerektiğine inandığımdan, biraz da öyle gördüğümden, öğrendiğimdenmiş hırçınlığım. Şimdi daha iyi anlıyorum. En küçük tehlike emaresinde, kendimi hem de ne kadar haklı çıkararak ve de en doğru kelimeleri seçerek, o kelimelerle yakıp yıkarak, ne de güzel giderdim ben. Çok iyi giderdim…   O kadar iyi giderdim ki ve yolumu o kadar sert dönüşlerle değiştirebilirdim ki özenirdi bana… Devamını oku

Şimdi alıp kağıdı kalemi elime, bir yazı yazmak istesem… Mesela İstanbul’dan bahsedebilirim uzun uzun… Sabah yürüyüşlerimde doğmasının üzerinden çok da fazla zaman geçmemiş olan güneşin Haliç’in girişindeki yansımasından, o yansımanın tam ortasından geçen vapurlardan ve her seferinde sıkılmadan bu manzarayı fotoğraflamak için duyduğum heyecandan bahsedebilirim. Bu eylülün hatırladığım en sıcak eylül olduğundan, bütün gün havalandırmayı açıp altında oturduğumdan, havalandırmanın derecesini beni üşütmeyecek seviyede tutmakta artık ne kadar usta olduğumdan da bahsedebilirim.  Ya… Devamını oku

Bilmiyorum yapabilir miyim… ama bu senin için yazdığım son yazı olsun istiyorum.  Son kez düşüneyim seni uzun uzun. Seni en son gördüğüm anı, bana el sallayışını düşündüğümde son kez gözlerim dolsun.  Son kez hayret edeyim seni ne kadar özlediğime, tesadüf olmayan tesadüflere, hayatın kendiliğindenliğine, zamanın uçup gidişine… Sonra alayım bavulumu, düşeyim yollara. Kavuşayım Ege’nin huzur veren mavisine, insanı canlandıran pespembe begonviline, buz gibi iki tek rakı yanında dost sohbetlerine…  Kim bilir belki… Devamını oku

Sana “Seni görememek çok zormuş” diyorum… “Canım yanıyor” diyorum… “Önceden böyle olacağını bilemedim” diyorum… “Günler çok zor geçiyor”… “Elden bir şey gelmiyor” diyorum… “Bir yolu olsa, bulur gelirdim”… “Ben aslında böyle biri değildim” diyorum… Sen de bana “Zarifsin” diyorsun! Bunun zarafetle ne ilgisi var benim canım?! Buna olsa olsa… Bak işte bir tek onu diyemiyorum… Müzik önerisi: Words – Bee Gees 2 Ağustos 2020, İstanbul