zeynep özyılmazel

Arşivler

Hikayemiz geçen hafta perşembe sabahı başladı… Sabah 8 gibiydi… Gözlerimi açtım. Çok sıcaktı. Tavan vantilatörünü çalıştırma zamanının geldiğini düşündüm. Ama önce üzerinde bütün kış biriken tozu silmeliydim. Peki oraya nasıl yetişecektim? Bu ve bunun gibi yapmam gereken bir dolu şey vardı. Oysa ben hiç yataktan çıkmak istemiyordum. Son zamanlarda iş ve özel hayatımda birçok şeyle mücadele etmek zorunda kalmıştım ve kendimi yorgun ve yalnız hissediyordum.

Uzun zamandır ülkemde olan gelişmeleri ben de sizler gibi üzüntüyle izlemekteyim. Haberleri tarafsız olarak verdiklerini düşündüğüm, inandığım gazeteleri, tv kanallarını, köşe yazarlarını olduğu kadar sosyal medyayı da takip ediyorum. Seçim günü oy vermek, yol gösterici olduğunu düşündüğüm yazıları arkadaşlarıma ve takipçilerime iletmek dışında ne yapabilirim diye düşünüyorum günlerdir. İşte benim düşünebildiklerim… Siz de fikirlerinizi yazarsanız çok sevinirim…

Evet, bazen her şey planlandığı gibi gitmeyebilir. Hayat şartlarınız değişebilir. Eşinizle ayrılabilirsiniz ve siz ya da eşiniz başka bir eve taşınabilirsiniz. Ya da çocuğunuz üniversite okumak üzere evden ayrılabilir. Veya bunların hiçbiri olmasa da ailenizin bir üyesi uzun bir seyahate çıkabilir. Her durumda köpeğiniz etkilenecektir.

Arkadaşlar mühimdir de hayatımızda, bir de eski arkadaşlar vardır. Hani en eskileri… Sizi en iyi bilen, en derininize kadar tanıyan, yanında en rahat, en kendiniz gibi olduğunuz…En eski arkadaşınızı hatılıyor musunuz? Hala görüşüyor musunuz?

Tam olarak hangi noktada köpek sahibi olma isteği dayanılmaz bir hal alıyor emin değilim. Çocuk sahibi olmanın yerine mi koymaya çalışıyor insan? Ya da “Biri de beni karşılıksız sevsin!” duygusu mu? Bilmiyorum… Ama Dia bir şekilde girdi hayatımıza…