
İlkçağdan beri insanlar duvarlara resimler yapmayı bir tür kendini ifade şekli olarak benimsemişler. Şimdi anladığımız anlamda graffiti ise ilk kez 2. Dünya Savaşı sırasında meşhur Berlin Duvarı’nda görülmüş. Daha sonraları ise 1960 Amerikası’nda politik görüşlerin duyurulduğu, çetelerin kendi alanlarını belirlemek için kullandığı bir araç olmuş duvarlar. Sonra da metrolara, tüm Amerika’ya ve dünyaya yayılmış.
Bazen ne buradasındır ne orada. Ne kalabilirsin ne de gidebilirsin. Alınması gereken kararlar, atılması gereken adımlar vardır. Değişimin kapıda olduğunu hissedersin. Fazla alışmışsındır, rahatlamışsındır da “Çok durdun sen!” der hayat, “Kalk bakalım, hareket et!”
Ne yalan söyleyeyim, tatil öyle tüm hızıyla devam etmiyor. Nedense, ben nereye gidersem gideyim, en fazla dördüncü gün evimi, düzenimi, rutinlerimi özlemeye başlıyorum. Dolayısıyla bugün biraz yavaşladım ve evde vakit geçirmek istedim. Tabi fırsat bu fırsat bir de yazı yazayım dedim.
Hani “Hayat sen plan yaparken başına gelenlerdir” ya da büyüklerimizin “Büyük lokma ye büyük konuşma” gibi lafları vardır ya. Hah işte tam olarak durum budur! Aklımca bayramda herkes tatildeyken İstanbul’da yaptıklarımla ilgili yazılar yazacak, “Bakın neler kaçırdınız” alt mesajıyla, tatile gidemediğim icin güya kendimi avutacaktım.
En son ne zaman yalnız kaldınız? Öyle birkaç saat falan değil. Tüm bir gün. Ben daha da ileri gittim, şartlar da denk geldi, Dia’yı da köpek pansiyonuna gönderdim ve tam 1 hafta yalnız kaldım…. Kendimle başbaşa kaldım. Hatta öyle ki kendime misafirliğe geldim sanki. Kendi kendimi ağırladım. Sadece kendimle ilgilendim. Canım ne isterse onu yaptım. Uzun uzun düşündüm. Yazdım çizdim…
Son Yorumlar