zeynep özyılmazel

Arşivler

Baştan söyleyeyim, işin içinden nasıl çıkacağımı bilmiyorum. O kadar güzel lezzetler tattım, o kadar geniş bir mutfak kültürü deneyimi yaşadım ki nereden başlayacağımı bilmiyorum. Gurme olmak gibi bir iddiam da yok. Üstelik tattığım tüm lezzetlerin de hikayesi var. Haydi o zaman Go Meso’nun hikayesinden başlayalım…

Sizlerle daha önce sevgili arkadaşım Aydan Üstkanat’ın yemek kitaplarından birinde yer alan ‘Enginarlı Bulgur Pilavı’nı paylaşmıştım ve Aydan’ın yeni kitabının çıkacağından ve ilk fırsatta bu kitaptan da bir tarifi deneyip yazacağımdan bahsetmiştim. Aydan’ın yeni kitabı Mevsiminde Yemek bir süre önce çıktı. Kitapta her mevsime uygun malzemelerle hazırlanmış yemekler var, ki bu benim oldukça önem verdiğim bir konudur. Sebzeleri, meyveleri, hatta balığı mevsimine uygun olarak seçip tüketmenin yaşam kalitemizdeki etkisi büyük.

Gitsem de, görsem de, pişirsem de, yesem de, baksam da, alsam da düşünüp durduğum tek bir şey var… Barış… Canım ülkemin, güzel insanlarının bir arada, bölünmeden, birbirine sahip çıkarak yaşamaları… Her gün ne uğruna olduğu bilinmeyen ölümlerin yaşanmaması… Hal böyleyken, ben de yazılarıma bir süre ara veriyorum. Birbirimizi kucakladığımız, huzurumuzun tam olduğu, evlatların, eşlerin evlerine dönebildikleri günlerde görüşmek dileği ile… “YURTTA SULH, CİHANDA SULH”

Benim için bayram, sabah saatlerinde başlayan heyecan demek. Annem demek, babam demek, kardeşim demek… Ailece erkenden kalktığımız, çabucak kahvaltı edip, heyecanla hazırlandığımız sabahlar demek. Babamın trafiği hesaplamaya çalışıp söylendiği, bizim telaşla ne giyeceğimize karar vermeye çalıştığımız saatler demek.

Önce fotoğrafları uzun uzun inceleyerek oyaladım kendimi, şimdi de bir süredir bilgisayar ekranına bakıp duruyorum. Yazmak istiyorum o geceyi ama nerden başlayacağımı, nasıl anlatacağımı bilemiyorum bir türlü… Bildiğiniz gibi 24 Eylül akşamı, Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda, canım babam Neco’nun 50. yıl konseri vardı. Konseri kardeşim Ayşe Özyılmazel ve BKM birlikte düzenlediler. Ne kadar güzel bir iş yaptılar!

Evet, bazen her şey planlandığı gibi gitmeyebilir. Hayat şartlarınız değişebilir. Eşinizle ayrılabilirsiniz ve siz ya da eşiniz başka bir eve taşınabilirsiniz. Ya da çocuğunuz üniversite okumak üzere evden ayrılabilir. Veya bunların hiçbiri olmasa da ailenizin bir üyesi uzun bir seyahate çıkabilir. Her durumda köpeğiniz etkilenecektir.

Kahvaltı dosyasına, boğaz hattında biraz daha Sarıyer’e doğru ilerleyerek, Yeniköy’deki Sırçacı 14’le devam ediyoruz. Kahvaltı dosyası deyince, değişik zevkler için de fikirler sunabilmek için arkadaşlarımdan yardım istedim. Benim bilmediğim çok hoş yerler de vardır muhakkak diye düşündüm. Sırçacı 14’ü de İpek sayesinde keşfettim. İyi ki de ettim.

Ben küçükken babama cok hayrandım. Bir kere çok yakışıklıydı (-di’li geçmiş zaman kullandığıma bakmayın, hala öyledir). Çok başarılıydı. Eşsiz bir sesi vardı. O şarkı söylemeye başladığında gözlerim dolardı. Sahnede devleşirdi. “Neco”ydu o…

Kahvaltı tavsiyelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz… Geçen hafta boğazın kıyısındaydık, bu hafta Bebek’e tepeden bakalım dedik ve arkadaşlarımla birlikte Backyard’a gittik.

Önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi bizim aile kahvaltıya pek düşkündür. Kimin ne işi olursa olsun, en yoğun günümüzde, en acelemiz olduğunda bile kahvaltı masası kurulur. Zeytinin, peynirin iyisi nerede bulunur, çay en iyi nasıl demlenir, yumurta kaç dakika kaynatılırsa ne kıvamda olur? Bunlar bizim için hep mühim konular olmuştur 🙂