zeynep özyılmazel

Arşivler

Eveeet… Ve yılın o zamanı geldi… Hani kışın kat kat giyindiğimiz için farketmeden ya da farketsek de umursamadan aldığımız kilolarla yüzleştiğimiz, bikini sezonuna çeyrek kala, çiçeklerin açtığı, doğanın uyandığı ve bizi de uyandırdığı zamana…

Sosyal medya hesaplarımı takip edenler bilirler, evvelki hafta sonu Dublin’deydim. İşlerinde başarılı, yaratıcı, eğlenceli bir ekiple birlikte… Kalabalık bir grupla seyahat oldukça zordur ancak hiçbirimiz sıkıntı yaşamadık. Önceden belirlenen programlar haricinde herkes birbirini rahat bıraktı. Gelmeyene ya da erken gidene ısrar edilmedi. Ben bu grupla her yere giderim 🙂 Tabi şimdi dönüşte de bir Dublin yazısı yazmak şart oldu ancak belirtmeliyim ki bu yazı bir şehir rehberi değildir. Sizlere bu seyahat sırasında… Devamını oku

Evet farkındayım, bir süredir yemek tarifleri paylaşmıyorum, yeni yerlere gidip yeni lezzetler tatmıyorum ve yazmıyorum. Bu blog için çalışmaya ilk başladığımda benim hayatımı, düşüncelerimi, yaptıklarımı, yediklerimi, gittiğim yerleri yansıtmasını planlamıştım. Ancak bu aralar hayatımın pek de renkli olduğu söylenemez. Müziğin yoğun temposu bir yana, bir süredir bazı sağlık sorunlarıyla da uğraşıyorum. Bunlardan en önemlisi de reflü!

Sadece bir kız çocuğu olduğum için korkarak hatta korkutarak yetiştirdi ailem beni. Aklımın kaldığı o okul gezilerine hiç gidemedim. Ya da oyuncusu olduğum okul takımıyla deplasmanlara… Haklılardı kendilerince. Kız çocukları emniyette değildi çünkü… Şarkı söylemek istedim kendimi bildim bileli. Ama hem annem hem de babam o geldiğim yol ayrımlarında beni en emniyetli buldukları yola doğru yönlendirdiler. Gücümü toplayıp istediğim yolda ilerleyebilmek için 33 yaşına gelmem gerekti. Kızları değil de oğulları olsaydım onların,… Devamını oku

Hiçbir seneye geçişi bu kadar net hissetmemiş olabilirim! Sizi bilmem ama 2015 öyle bir başladı ki benim için, hani derler ya başımı kaşıyacak vaktim yok diye, işte tam olarak durumum budur… Biliyorsunuz blog yazarlığının yanında yemek fotoğrafçılığı da yapıyorum. Ama en büyük aşkım, çocukluk hayalim olan şarkı söylemek.

2014 de bitti. İşte son günündeyiz. 2013’un son gününü çok iyi hatırlıyorum. O kadar farklı beklentilerim, umutlarım vardı ki gelecek olan yılla ilgili… O kadar beklemediğim, hayal etmediğim şeyler yaşadım ki… Ama sonunda planladığımdan farklı bir noktada olsam da kendimi akışa bıraktığımda, bırakabildiğimde hayatın benim için planladıklarının, benim kendim için planladıklarımdan çok daha heyecan verici olabileceği bu sene öğrendiğim en önemli şeylerden biri.

Öncelikle, arkadaşlarımla birlikte beklentilerimizin çok üzerinde, erken bir yeni yıl kutlaması tadında bir öğleden sonra geçirdiğimizi söylemek isterim. Nasıl mı?.. Bir önceki gün Lucca’da yeni bir sergi açıldığını biliyordum. Hem bu sergiyi görelim, hem de Lucca’nın tadını bir de gün ortasında çıkaralım dedim ve kızları topladım. Çünkü uzun zamandır Lucca’ya öğle saatlerinde gitmemiştim.

Herkese merhaba 🙂 Sosyal medya hesaplarımı takip edenler biliyorlardır… Harika bir hafta sonu geçirdim 🙂

Aslında sözü çok fazla uzatmaya, dallandırıp budaklandırmaya gerek yok… Eataly İstanbul 1. yaşını Tamer Yılmaz’la bir projeye imza atarak kutlamış. Fikir çok iyi, sonuç çok iyi. Zaten Tamer Yılmaz hepimizin çok sevdiği ve ne yaparsa yapsın koşarak gideceğimiz bir isim. Eataly de açıldığı günden beri ziyaretçileri için öyle olmadı mı?

Artık kahvaltıya ne kadar düşkün olduğumu bilmeyeniniz yoktur herhalde 🙂 Yazın daha çok dışarıda kahvaltı etmeyi sevdiğim doğrudur ancak havalar soğuyunca sıcacık evde kurulan kahvaltı masası gibi de yoktur. Geçenlerde Arda Türkmen’in Tv8’de yaptığı yemek programını seyrediyordum ve Arda kahvaltı için nefis tarifler verdi. Ben de tabi meraklı olduğum için ilk misafirim olduğunda yapmak üzere not almıştım. İşte bugün sizinle o tariflerden birini paylaşmak istiyorum. Yaparken çok heyecanlandım, yerken kendimden geçtim. En… Devamını oku